Japonya'nın Geleneksel Yüzü Kyoto

Tokyo gezisinden sonra Kyoto’ya geldiğimizde Japonya’nın gerçekten Japonya olan yüzünü burada bulacağımızı anladık. Tokyo’nun Amerikanvari yapıları ve sel gibi akan kalabalığından çıkıp Kyoto’ya ulaşınca şöyle bir nefes alıyoruz ve kendimizi otelimize attıktan sonra gezimize başlıyoruz.

Bu şehir 1000 yıl boyunca Japonya’nın başkentliğini yapmış ve geleneksel Japon kültürü şehrin içine buram buram işlemiş. Şehirde iki bine yakın Şinto veya Budist tapınağı var. İki bin deyince kafanız karışmasın, bu tapınakların çoğu sokak arasında bir yerlere kurulmuş, önüne heykeller ve biblolar dizilmiş küçük sunaklardan ibaret. Ancak yine de kenarda köşede bu tür küçük yapıların olduğu bir şehirde gezmek keyifli. Ufak tapınaklar bir kenarda dursun, Kyoto’da bir kaç tane dev tapınak kompleksi var ki özellikle Fushimi İnari’yi hayatımda gördüğüm en ilginç yapılar listesine koymakta pek zorlanmıyorum. Özetle Kyoto’da Unesco’nun dünya mirası listesine giren 12 tane tapınak var ve bu listede olmayan geniş ormanlık alanlara kurulmuş yapılar bile insanı hayran bırakıyor. Yine de önden uyarmak isterim ki Kyoto’ya gidip tüm programınızı tapınak görmeye adarsanız bir noktadan sonra yorulabilirsiniz. O açıdan farklı konseptte yerlere de uğrayan dağınık bir plan yapabilirsiniz.

Kyoto sokaklarında bir yerlere yetişmeye çalışan bir Tokyo kalabalığı görmüyoruz. İnsanlar son derece güler yüzlü ve yardımsever. Japon insanının tipik bir özelliği olan misafirperverliği burada fazlaca gördük; bir yere nasıl gideceğimiz sorduğumuzda insanlar çoğu zaman yol tarif etmektense yönlerini değiştirip sizi gideceğiniz yere kadar bırakıp geri dönüyorlar. Hatta iİngilizce bilmiyorlarsa sokaktan İngilizce bilen birini bulup nereye gitmek istediğimizi öğrenip bizi oraya kadar götürenler bile oldu.

Değişik tapınaklara gittiğimizde ayinlere denk gelebilirsek en azından bir uğrayıp içeride ne döndüğünü anlamaya çalışırız. Şu ana kadar çok sayıda Hristiyanlık mezhebiyle birlikte, Budizm, Hinduizm, Şintoizm ve Zen tapınaklarında kutsanmışlığımız vardır ve çok şükür başımıza bir şey gelmedi. Kyoto’da da gittiğiniz tapınaklarda zaman zaman ayinler düzenlendiğini görebilirsiniz. Birine katılmak isterseniz gayet güler yüzle karşılanacağınızı söyleyebilirim.

Kyoto’nun etrafı ormanlarla çevrili. Şehirdeki büyük tapınak komplekslerinin çoğu ormanlık bölgenin kıyısına kurulmuş ve ağaçların içine doğru uzanıyor, bazı yerlerde ağaçlardan binaları görmek mümkün olmuyor.

Konaklama fiyatları Tokyo’ya göre biraz daha makul olsa da Türkiye standartlarının çok üstünde. Yine de Kyoto’nun çok büyük bir şehir olmadığını ve ulaşımın kolay olduğunu göz önüne alınca biraz daha düşük fiyatlı bölgelerde konaklamak da mümkün.

Bu bölge için ayırdığınız vakte göre Kyoto’dan günü birlik seyahat edebileceğiniz güzel noktalar da var. Özellikle Japonya Gezi Rehberi başlığında bahsettiğim JR Pass biletini temin ettiyseniz ve yeterince vaktiniz varsa Japonya’nın Kyoto’dan da önceki başkenti olan Nara ve Hiroşima açıklarındaki Miyajima adasını da listenize eklemenizi tavsiye ederim. Japonya’nın uzaklığını düşününce oralara kadar gitmişken Nara’yı görmeden dönmeyin.

Lafı daha fazla uzatmadan Kyoto’daki önemli gezi noktalarına geçelim.

Kyoto’da gezdiğimiz yerlerin google maps haritasına buradan ulaşabilirsiniz.

Fushimi İnari

Burası Japonya’nın en ünlü noktalarından biri ve Kyoto’nun en önemli simgesi. Ayrıca hayatımda gördüğüm en muhteşem yapılardan biri, öyle ki Japonya’da tek bir yer görme hakkım olsa kesinlikle Fushimi İnariyi seçerdim. Şehirdeki diğer ünlü tapınaklar gibi burası da bir kanadını ormana dayamış ve yapılar ormanlık bölge içine doğru uzanıyor. Bu tapınakta turuncu renkli Tori adı verilen kapılardan tam 32 bin tane dikilmiş. Tam 32 bin Tori. Bu kapıların içinden geçerek tepedeki orman yoluna doğru tırmanabiliyorsunuz. Kapılar kilometreler boyunca devam ediyor ve yokuştan yukarı çıktığınızda Kyoto manzarasını izleyebiliyorsunuz. Bu noktada küçük bir uyarı yapmak isterim, tapınakta yukarıya doğru çıktıkça ortam tenhalaşsa da özellikle daha ünlü olan aşağı bölgelerinde akıl almaz bir kalabalık var. Bu kalabalık fotoğraf çekmeyi zorlaştırmanın yanında maalesef ortamın büyüsünü de bozuyor. Fushimi İnari’deki ortamı ve huzuru tatmak için çok erken saatlerde orada olmalısınız. Biz tapınağı videoda gördüğünüz boş halinde ziyaret edebilmek için saat 04:45’de uyandık ve güneşin doğduğu saatlerde tapınağa ulaşmıştık. Sizin için zor olabilir ama yapabiliyorsanız bu tapınağa mutlaka güneşin doğuşunda gidin ve ambiyansı bu şekilde tadın.

Tofokuji

Kyoto’nun aynı kanadında oldukları için Fushimi İnari’den çıktıktan sonra buraya uğrayabilirsiniz. Bu tapınakta Kyoto’daki diğer tapınaklardan daha farklı çakıl taşları ile düzenlenmiş bahçe konseptleri ve güzel bir meditasyon ortamı var. Buraya da erken saatte gittiğimiz için mekanı yine boş bulabildik ve bahçeler ile tapınak önündeki köprü ve orman manzarasının tadını çıkarabildik. Tapınak hala kullanımda olduğu için burada meditasyon eğitimleri devam ediyor. Bu eğitimler herkese açık olsa da aslen turist işi olmayıp olayın felsefesini öğretmeyi amaçladığından dersler Japonca veriliyor.

Arashiyama Bambu Ormanı

Şehrin doğu yakasındaki bambu ormanı da önemli simgelerden biri ve çok fazla yerli ve yabancı turist çekiyor. Birkaç kilometre devam eden orman yolunda yere güneş ışığı düşmüyor ve yol bize güzel manzaralar sunuyor. Orman içinde Katsura nehrine yukarıdan bakan bir seyir terası da var.

Tıpkı Fushimi İnari’de olduğu gibi bu bölgeyi de tenha yakalayabilmek için sabah çok erken saatlerde kalkıp yola koyulduk.

Şehrin bu kanadına gelmişken yakınlarda görülecek diğer yerleri de gezmelisiniz. Buraya gelmişken Tenryuji Tapınağını ziyaret edin ve planınıza eklediyseniz Romantik Tren ile Kameoka’ya gidip gelin. Araşiyama bölgesinde Bambu ormanı çevresinde çok sayıda budist tapınağı var, zamanınız varsa bölgede gezinti yapabilirsiniz.

Tenryuji

Araşiyama yakınlarında yaklaşık 600 yaşında bir Zen tapınağıdır. Bahçesi oldukça güzel ve bakımlı. Bambu ormanı girişine çok yakın olduğu için buraya gelmişken uğramalısınız. Zamanınız varsa buradan bir kilometre uzaktaki Togetsu-kyō köprüsüne de gidebilirsiniz.

Romantik Tren

Kendisi Araşiyama bölgesinden kalkan bir tren olur. Katsura nehrine paralel bir tarafta oldukça güzel bir orman diğer tarafta nehir manzarası ile ilerleyen bir demir yolu alternatif rotaların inşa edilmesiyle kapatılmış. Burada sadece bu güzel manzarayı izlemek isteyenler için bir tren bırakılmış. Araşiyama’ya gelmişken Kameoka’ya gidip gelen bu trene bir bilet alıp manzaranın tadını çıkarabilirsiniz.

Yasaka Tapınağı

Şehrin yoğun bölgelerinden biri olan Gion mahallesindeki bir mabettir. Bahçe düzenlemesi oldukça şık, ayrıca hemen bitişiğindeki Maruyama Parkı da ziyaret edilmeli.

Gion

Kyoto’nun eski ve kalabalık mahallelerinden biridir. Şehrin bu bölgesinde tahta takunyaları ve geleneksel kimonoları ile gezinen kadınlar görmek mümkün. Şehirde geyşaların çay servisi yaptığı geleneksel kafelerin tiyatro salonlarının bulunduğu ve bazı festivallerin yapıldığı mahalledir aynı zamanda.

Bölgenin Kamo nehri ile sınırındaki Shijo-Ohashi köprüsü akşam saatlerinde oldukça canlı oluyor. Bu köprüden karşıya geçip sağa dönerseniz nehir kıyısı ve bir arka sokağı boyunca çok sayıda geleneksel veya modern restoran ve kafe bulabilirsiniz. Bu köprünün her iki tarafı genel olarak eski Kyoto olarak bilinir.

Baykuş ve Kedi Kafeler

Japonya’da girip içerideki değişik boyda baykuşları ve cins kedileri sevebileceğiniz ve tek konsepti bu olan ilginç kafeler var. Kedi sevme konusu akla yatıyor ancak, irili ufaklı baykuşların bu şekilde sevilebildiğini bilmiyordum ve ilk defa Kyoto’da böyle bir yerle karşılaştık. Denemek isteyenler için Gion bölgesinin biraz dışında “tam şurada” alt katı kedi kafe üst katı baykuş kafe olan bir yer var. Gördüğüm için yazma ihtiyacı duydum; iyi bakılıyor gibi dursalar da baykuşların bu tür bir ortama kapatılması bir yandan da üzücü. Cins kedileri sorarsanız onlar hallerinden gayet memnun gözüküyor.

Nishiki Market

Japon veya farklı mutfaklardan restoranlar ve hediyelik eşya satıcıları bulunan büyük ve uzun bir cadde. Kyoto’da ziyaret edilmeli.

Kyoto İmparatorluk Sarayı

Bin yıl boyunca Japonya’nın yönetildiği saray. İçindeki gölleri ve bahçe düzenlemesi tam bir Japon bahçesi örneği. Fakat Japonlar saraylarında kalabalık yığınlar görmek istemiyor, saray içindeki binalara girmek için  önceden rezervasyon yaptırmanız gerekli.

Nijo Kalesi

Geniş bir alana yayılmış Kyoto kalesi, surların çoğu yıkılmış ancak bazı binaları duruyor. Audio guide ile gezilebilir, vaktiniz az ise Kyoto’nun olmazsa olmazlarından değil.

Kinkakuji

Güneş tapınağı olarak tasarlansa da daha çok altın tapınak olarak biliniyor. Tapınağın resmini gördüğünüzde neden böyle anıldığını anlamak zor değil. Fakat dış kaplamasının altın değil boya olduğunu belirtmem gerekir. Tüm tapınaklar gibi çevre düzenlemesi gayet güzel. Hava durgunsa önündeki gölden yansımalı fotoğraflar çekebilirsiniz. Eski Kyoto’nun bu tapınağa göre tam ters tarafında Ginkakuji adında bir tapınak daha vardır, Kinkakuji güneşi temsil ederken daha sade olan Ginkakuji de ayı temsil eder.

Filozof Yolu

Bir kaç kilometre uzunluğunda su kanalı boyunca devam eden sessiz ağaçlı bir yol. Nedendir bilmiyorum ama burada yürürken huzur buluyorsunuz. Biz havanın kararmakta olduğu saatlerde gittiğimizde çevrede kimse yoktu. Bir yanda orman diğer yanda hafif yüksekten Kyoto manzarası ile burayı sevdik. Kiraz çiçeklerinin açtığı Sakura veya yaprakların sarardığı son bahar döneminde ayrı bir güzel olduğu söyleniyor. Özellikle kiraz çiçekleri döneminde çok ziyaretçi çekiyor. Filozof yolunun sonunda Nanzenji tapınağına ulaşıyoruz.

Nanzenji

Oldukça geniş bir alana yayılmış başka bir Zen tapınağı. Kyoto’da nereye adım atsanız bir tapınağa denk geliyor. Fakat bu yerleşke oldukça geniş ve içinde başka bir tapınak daha var. Girişteki dev kapısı ve su kemeri ile güzel fotoğraflar yakalamak mümkün. Tapınağın bahçesi Kyoto’daki tüm diğer büyük tapınakların bahçesi gibi çok güzel ve düzenli.